2009/07/03

Sevgili Blog
Sevmiyorum şunu yaptım şunu ettim muhabbetleri yazmayı. Hele ardından eee sen ne ettin demek hiç çekici değil. Bi yandan buharlaşırken sıvı varlığım, gözlerim uyuu derken, ayaklarım mesai bitti feveranlarında ve aklım daha ne yiyebilirimlerde... bana ne sen ne etmişsin. Bu büyük bi sorun aslında. Böyle yapınca ben, yani tembel olunca anlatmada ve sormada, muhabbet olmuyor. Sonra insanlar uzak duruyorlar. Sonrada durdukları uzaklıktan bakışıyoruz bi süre, sonrada nazarlarımız başka minvale kayınca kaybediyoruz "bu yolarda beraber yürüyüp, bu yağmurda birlikte ıslanma" şansımızı. Akp propogandası dil billahi, sadece aklıma geldi:P Akp ve ak parti demek bile belli bi yandaşlığı ifade ediyormuş, biliyormuydun? Ruh zapping yaparken (onun en sevdiği spor dalıdır:P) gündelikçi bi hatun yazardan duymuştum. Bayanın başına bayaa olay gelmiş bu kısaltmalar yüzünden. Neyse ya. yazmıycam bunu. Adını bile hatırlamıyorum zaten. Ben buraya nerden geldim onu da unuttum. He, arkadaşlık meselesi. Evet... Ben merak etmiyince ve sormayınca öyle oluyor. Bu sıra bunu sorguluyorum. Bana ne oluyor? İnsani diyaloglardan mı yoruldum? Merak duygumu mu kaybettim? İnsanları sevmiyor muyum? Ya da içime kaçtım çıkamıyor muyum? cevabı henüz hazır değil. Ama merakla ilgili büyük bi eksikliğim olduğunu itiraf edebilirim. Öyle canlı bi noktaki, öyle canlandıran bi nokta. Herşeyin rengi değişiyor, daha aktif daha canlı oluyor herşey. Çocukların hayatlarında olan şey işte. Tüm ön geçitlerden uzak ruha direk bi pencere gibi merak. Nevilerine insek belki bu teşbih garip olabilir a, şimdi gece gece hiç bi yere inmiycem. Çıkmayı düşünüyorum çünkü. Meraktan bahsederken aklıma gelen başka bişeyi burda bırakacağım ama çıkmadan. Efendimiz (sallallahü aleyhi vesellem)'in bi duası " Rabbim hayretimi arttır"
Rabbim hayretimi arttır. Amin.

Yazıya şöyle bi baktım da ... Nasıl bu kadar kopuk yazabiliyorum, kendime hayret ediyorum:)