2008/12/29

Mutlu sonlar ne kadar göreceli ... Güzel dediklerimiz bazen ne kadar feci şeyler olabiliyor böyle (bu cümle o babdan(!) ) Bi film izliyosun, çok sıkı emek görüyosun, hakikatli bi oyunculuk, çarpıcı bi hikaye, fazlasıyla canını yakıyo, isyanını uyandırıyor. Filim sonunda gözlerini silerken " çok güzeldiiii ..." demek avazımı çağırıyor. Kendimi mazoşist, bazen duyarsız, manyak, gereksiz ve ucube hissettiriyor. "Beğendin mi?" diyor ... "çok fecii .." diyorum. İçimdeki sızıya uyan cümlelerle ... O anlamakta zorlansa da beğenip beğenmememi (çünkü o olaya sadece senaryo die bakıyor...) ben içime ters düşmediğim için daha normal görünüyorum gözüme.
Karışık mı oldu?
Filimler senaryo değil! En azından pek çoğu. Yaşanmış benzerlerinin gölgeleri ... Ve asıllarının içinde olmasam da (hamdolsun) bu gölgeler ruhumu acıtıyor. Onlara altın portakal veremiyorum; içimdeki isyanım büyüyor vahşilere.

2008/12/24

Gel Teskereee Gel Teskeree ...

Sonra günler geçmiş geçmiş, 30 güne dayanmış, geri sayım başlamış. Erken mi?
Şimdi sıfır kutsal sayı. Sıfıra en yakın sayı en uzağa göre daha şirin, daha hoş. ı love you ziro :P

2008/12/23

Börek

Buzlukta bi tepsilik börek var. Durup durup zihnimde onu pişirme düşüncesi yakalıyorum. Sonra "onu pişirmiyeyim, lazım olur ..." diyip vaz geçiyorum. Çok sürmüyo, unutup pişirilmiş börek hayaline dönüyorum. Ne börek ama he! Aklımdan çıkamıyor:P Mideme girmeden ona ve bana rahat yok.

2008/12/22

Duacık

Anne bana şeker al
Soluğumla dağılsın tadı
Yapışsın en acıyan yanlarına ruhumun
Yapış yapış tadlansın
Yapış yapış çocuk olsun içim
Yapış yapış parmaklarım, ellerim

Anne bana bebek al
Kucağıma sığınsın
Kucağımda ısınsın
Şefkatim yansısın gözbebeklerinde
Mutluluğum, yanaklarına al al bulaşsın
Anne desin, mama desin, uyusun

Anne hep benimle kal
Bana şeker al
Bebek al
Oyunlarımı seyret, hayallere dal
Sen bana bakarken yürüsün hayat
Ellerim ellerinde...
Hadi hep benimle kal
Bu hafta sonu misafir umuyordum. Demişti oysa kesin olmadığını. Neyin kesin olduğunu söylemese de, hazırlanmayayım diye:) ... Cumadan hazırlandım. İki gün bekledim:S Gelemedi. İkramlıklardan - ki şuan hiç biri mevcut değil:)- etimek tatlısını bu kez kazara değiştirdim. 14 etimek alan tepsim için şerbeti çoğaltmayı unuttum. Daha hafif bişi oldu. Bundan sonra öyle yapıcam.

Yalnızlıktan yakınan birine ne demişti, A.Türkkol:
"Ya Allah seni kendiyle başbaşa bırakmayı dilediyse..."
Yalnızlıktan yakınanlara ...

2008/12/14

Şekva

Zamanın ıssızında takıldım kaldım
Ellerin uzaktı, sesin uzaktı

Soluğum tıkandı nefessiz kaldım
Yar dedim, gel dedim yollar uzaktı

Bir parçan kalmış burda içime aldım
Yarım kaldın içimde, tamın uzaktı

Gurbet oldu evim, afaka daldım
Evimi yuva yapan Ruhum uzaktı.

Zamanın ıssızında takıldım kaldım
Yar dedim, gel dedim, yollar uzaktı.

2008/12/11

Annece

Çok bunaldım. Azıcık, hayır hayır, biraz daha fazla, yalnız kalmak istiyorum. Ama kalamıyorum da. O zaman istemiyo muyum? Bilmeeem. Yanımda olsun, ama ben azıcık kontrol vazifemi devredeyim, he? Az kaldı ...

Azıcık sesi çıkmasa meraklanıp ben peşine düşüyorum. Uyurken bile bi süre sonra yanında bitiyorum. Bi de, bazen komik geliyo, o uyurken fotoğraflarına bakıp onu özlüyorum. Çok güzel:) Çok şeker. Çok minik. Bıdık!

2008/12/09

Milyonlarca Şeker Aşkına!


Bayramın birinci günü. Kapımı tıkırdatan ve bayran tebriği bahanesinin arkasında, önünde, sağında, solunda duran miniklere vermek için şekerliği, şekerleri hazırladım. İkindiye değin sorunsuz bi şekerleşme(!), pardon(!), bayramlaşma yaşadık. İkindiden sonra kapımı tıkırdatan 5-6 ilkokul çağı cengavere şekerliği kapıp kapıyı açtım. Bayramımı tebrik edip şekerliğe daldılar. Birer avuç almışlardı ki arkamdan uzanıp dışarıyı görmeye çalışan yarucuğum yere düştü dışarının sarsıntısından(!) (Kapıyı dar tutuyordum; bıraksam içerdeler(!)) Bu esnada bi ziyaretçinin ayağı nedense hep kapı arasına düşüyordu. Bi kaç kez uyardım. Neyse... Bıdığıma bakmak için kafamı bi çevirdim ki tabağa saldırdılar. Zor tutuyorum, o kadar! Şekerler yerlere döküldü. "Sakin olun oğlum" filan dedim gayri ihtiyari a baya garip oldum. Bi sürü de gürültü... kıkırdayıp itişerek yerdekileri tabaktakileri kapışıyolar. Bi yandanda içeri basıp duran çocuk "yenge valla ben daha hiç almadım" filan diyo. Ardımda, yerde, şaşkın oğulcuğum... Kafam bulandı. Sinirlendim. Şekerliği -ki zaten içinde çok az kalmıştı- kapının önüne boşaltıp," alın oğlum" dedim, kapıyı kapattım. Dışarda kırkırdayıp itişip, bağrışarak şekerleri topladılar. Bi süre bi yukarı, bi aşağı inen ayak seslerini ve bahsi geçen şekildeki gürültülerini dinledim. Sanki bişeyimi çalmışlar gibi sarsıldım sahiden. Çalınan şey için değil, çalanın onursuz tavrı için sarsıldım. Çalmadılar a, bunca yüzsüz nie, nasıl davrandılar. Şekerin hepsini pekala alabilirlerdi. Çok almak isteyen hiç bi çocuğa alma demedim, demem. Dahası şekerleri onlar için aldım. Arsızlığı hiç hazmedemiyorum. Korkutuyor beni. Küçük meleklere hiç yakıştıramıyor, yaklaştıramıyorum. Oysa çocuklar işte! Her şeyin şamatalı, oyunlu, heyecanlı, sınırsız kısmına talipler. Bi de beni bir daha hiiiç görmiyecekleri zanının kaygısızlığıyla ...

Tuvalet Eğitimi -2-

Gövde bölgesinde bulunan kaslar arasında istemli denetimin en yavaş kurulduğu kaslar boşaltım kaslarıdır. Bağırsak denetimi idrar kesesi denetiminden önce gelişir. Gelişimin sırası genel olarak:
-Geceleyin bağırsak denetimi.
-Gün boyu bağrsak denetimi
-Gün boyu idrar kesesi denetimi.
-Geceleyin idrar tutabilme
şeklindedir.


15.i aydan itibaren çocuklar altlarının ıslandığını farkedebilirler. 18-2 yaş arasındaki dönemde çoğu çocuk dışkısını yaptığını annesine haber verir. İki buçuk yaşına gelmiş kızların %90'ı, erkeklerin %80 çişinin geldiğini haber verir. 3yaş dolaylarında ise çocuklar kendi başlarına tuvalete gidebilir.(alt ıslatma dört yaş sonrası sorun olarak görülür)
Çocuk tuvalet eğitimi için yeterli olgunluğa erişse bile eğitim süreci-hızı diğer akranlarıyla farklılık gösterebilir.

Eğitimde temel alınacak noktalar kazandırılmak istenen davranıştaki kesinlik, kararlılık ve netliktir. Bundan kasıt çocuğun eğitim başından sonuna değin beze geri döndürülmemesi, gece ve gündüz için tam kuruluk hedeflenmesidir. Bunun için eğitime başlamadan önce ebeveyn her anlamda hazır olduğuna emin olmalıdır. En uygun zaman ve zemini hazırlamalı. Tuvalet ihtiyacının giderilmesinde kullanılacak zeminin sonradan değiştirilme ihtiyacı duyulmayacak şekilde hazırlanması çocuğun daha sonra tekrar bi tuvalet krizi yaşamaması için önemlidir. Söz gelimi çocuğa özel klozet yerine, evdeki klozete eklenmiş çocuk adaptörü eğitim için daha uygun bi zemin.

Çocuğun gelişim ve olgunlaşmasıyla ilgili unsurların tamamlandığına karar verdikten sonra eğitimin zihin ve davranış düzeyindeki hazırlığına geçilir.

Zihinsel Hazırlık:
"İnsanların idrar keseleri ve bağırsakları dolduğu zaman onları boşaltmaları gerekir. Bunun için tuvalte gideriz." Bu bilgi çeşitli kişi ve şekiller üzerinden verilebilir. Evdekiler tuvalet ihtiyaçlarını benzer ifadelerle haber verebilir ve bu şekilde zihinsel hazırlığı oluşturabilirler. Biberonla beslenip içi dolduktan sonra boşaltılan bi oyuncak bebek bu amaç için iyi bi örenk olabilir. Beslenme ve boşaltma işlerini çocuğun yapması uygun olur.

Davranışsal Hazırlık:
Tuvaletle ilgili davranışların gösterilmesidir. Yakın yaşlarda bi kardeş ya da kobay bi bebekten yararlanmak mümkündür.

Tuvaletin Çocuk İçin Düzenlenmesi:
Basamak şeklinde bi platformu klazet önüne yerleştirerek, klozete çocuk adaptörü takarak ve çocuğa özel tuvalet iskemlesi alarak bu hazırlığı yapabilirsiniz. özel tuvalet iskemlesi biraz önce de belirtildiği üzre, bir yıl içinde yeniden değiştirileceği için çok da uygun bi çözüm değildir.
Çocuğu yapılan değişikliklerden haberdar edin ve bunları onun rahatı için yaptığınızı ifade edin.

Uygulama:
Tuvalet eğitimine başlayacağınız günü belirleyin. Ve söz konusu zamanı çocuğa önceden haber verin. Son gün:" Yarın önemli bir gün. Benim çocuğum artık büyüyor, bezlerini kaldırıyoruz, annesi babası .... gibi artık oda bizlerle tuvaleti kullanacak..." vb şekillerde olayı aile içinde dillendirin. Uygulama günü kendiniz ve evin sakin bi havada olması için gerekli düzenlemeyi yapın.
-Sabah kalkınca bezlerini açın.
-Kirli olanların artık son olduğunu söyleyip çıkarın.
-Temiz kilodunu " bu artık hep kuru kalacak" diyerek giymesine yardımcı olun.
-Birlikte tuvalete gidin. "Benim vardı, yaptım..." vs. diye örneklendirdikten sonra " Senin de çişin geldi mi?"diye sorun. Cevap " evet" ise tuvalete oturmasında yardımcı olun. "Hayır" ise "Çişin gelince tekrar geleceğiz" deyin.
-Çocuğun temiz bezlerini birlikte toplayıp bi torbaya koyun ve artık kullanmayacağınız bu malzemenin bi işe yaramayacağını ifade edip ortadan kaldırın.
-O gün her 45 dakikada bir tuvaleti hatırlatın.
-Öğle uykusu öncesi tuvaletini yaptırın.
-Akşam yemek sonrası ve yatarken tuvalete gitmesini sağlayın.
-2,5-3 saat sonra onu bir daha tuvalete kaldırın. 3-4 saat sonra, yani sabaha karşı bir daha tuvalete kaldırın.
Sabaha karşı tuvalet ihtiyacı bu eğitim olgunluğuna gelmiş çocuklar için 1-2 gece ile 6-7 gece arasında devam eder.
Ön koşulları gereği gibi değerlendirilip zihin ve davranış düzeyindeki hazırlıkları tamamlayıp uygulamaya geçildiğinde tuvalet eğitimi bir gün ile bir hafta arasında tamamlanması gerekir.
Tuvalet eğitiminde klasik şartlanmaya dayalı bi yöntem yoktur. Bezlerin terkedilmesi daha önce de vurgulandığı gibi, hem gece, hem gündüz için geçerlidir. Çünkü insan canlısının öğrenmesinde güçlük oluşturan temel yaşantı, uygulamalardaki çifte standarttır. Çocuğun dışkısından iğrenmek, tiksinmek, bunu ona hissettirmek, utandırmak, doğru değildir. Çocuğu tuvate oturtma seanslarını 10 dk dan fazla uzatmamak gerekir. Tuvalete yaptığı çiş-kaka için çocuk ödüllendirilir*.
Bazı çocuklar dışkıları üzerinde sahiplik kurarlar. Özellikle 2 yaş dönemi çocukları (özellikle) kakalarını kendilerinden alınan parçaları olarak yorumlayabilir, kaybetmek istemeyebilirler. Sırf bu endişeyle kakalarını beze yapma konusunda ısrar edebilirler. Böyle bi endişe yaşayan çocuğa tuvaletin kocaman bi saklama yeri olduğu, anlatılabilir... Söz konusu endişeyi yaşayan çocuğun yanında dışkısını tuvalet kabından boşaltmak, sifonu çekmek, doğru bi davranış olmaz.
Tuvalete gitmek istemeyen çocuğun bence öncelikle korkuları araştırılmalı. Tuvalet değiline düşüp gitmekten, sifonla aşağı akmaktan korkan çocuklar var:) Bu ve arkasından gelen alt ıslatma vb sorunlar da başka bi yazı konusu.
Bi önceki yazıdaki kaynakları kullandım (büyük ölçüde).

*Ödüllendirme işlemlerini dört ana başlıkta toplayabiliriz.
1) İstediği bi işi yapmasına imkan verin. Sifonu çekmeyi seven bi çocuk için sifonu çekmek, elerini yıkadıktan sonra bi oyuncağını da yıkamasına izin vermek ... gibi
2)Sözel olarak ödüllendirin. Sizi niçin memnun ettiğini anlamasını sağlayın. "...'nın kendi kendine tuvalete gitmesi kuru ve rahat olmasını sağladı, çok seviniyorum." vs.
3)Davranışla ödüllendirin. Ona sarılın, akışlayın ...
4)Çocuğa yakın olan kişileri kullanın. Onunla olumlu ilişkisi ve duygusal bağı olan kişileri kullanın. "Bu süprüzi babaanneye sen kendin söyle", "deden de çok sevinecek" vs ...

2008/12/07

Tuvalet Eğitimi -1-

Takibettiğim bi kaç anne-çocuk blogunda bahsinin geçmesi, bende, okulda bana anlatım konusu olarak verilen bu mevzuyuu hatırlama ihtiyacı doğurdu (breh breh(!) ) Ne ise işte:) Sanki bu işin saadece yaşla ilgili olduğu düşünülüyor. İşe eksik başlamak da meseleyi uzatıp zorlaştırıyor. Uzmanlar (yazı sonunda adları geçecektir:) )tuvalet eğitiminin zamanın ve biçiminin doğru seçilmesinin önemini ünlüyor.

Çocuğunuz Tuvalet Eğitimine Hazır mı?

Tuvalet eğitimine başlarken aile şunlara dikkat etmeli:

1-Uygun Yaş:

Eğer çocuk 20 aylık olduysa tuvalet eğitimi için gerekli olgunluğa erdiği düşünülebilir. Ancak bazı çocuklar bu olgunluğa daha erken, bazıları daha geç ulaşabilir. Ebeveyn bu olgunluğu anlayabilmek için şu ölçütlerden faydalanabilir:

a) Mesane kontrolü ne düzeyde?

b) Bedensel gelişimi uygun mu?

c) Zihinsel gelişimi nasıl?



a) Mesane kontrolünün kurulma koşulları:

-Çocuğunuz çişini gün boyu defalarca az az yapmak yerine bir kaç kere ancak yeterli miktarda yapabiliyor mu?

-Genellikle birkaç saat boyunca kuru kalabiliyor mu?

-Tuvalete gitme ihtiyacı olduğunda yüzüyle, mimikleri veya duruşuyla bunu ifade ediyor mu?



Eğer bu soruların ilk ikisine evet cevabını verebiliyorsanız çocuğunuzun mesanesini kontrol edebildiğini düşünebilirsiniz.



b) Bedensel hazırlık:

-El ve parmak koordinasyonu çeşitli objeleri kavrayacak kadar gelişmiş mi? Örneğin legoları takıp çıkartabiliyor mu?

-Bir odadan diğerine hiç bir yardım almadan gidebiliyor mu?

-Tek başına kendine ait ib iskemleye oturup kalkabiliyo mu?

Bu ve benzeri sorulara da evet cevabını verebiliyorsanız çocuğunuzun bedensel olarak yeterli olgunluğa eriştiğini düşünebilirsiniz.



c) Zihinsel gelişim:

Tuvalet eğitimine başlarken mutlaka zihinsel gelişimi değerlendirmek gerekir. Çünkü amaç basit bi şartlandırma kurmak değil, bedenin kontrolünü beyne vermektir. Bunun için çocuğun ebeveynin isteklerini anlamak, cevaplandırmak ve davranışsal tepki vermek konularında yeterli olması gerekir. Yani çocuğunuz,

-Yüzündeki organları gösterebiliyor mu?

-Belirli bir yere (odası, mutfak vb. ) gitme talimatını yerine getirebiliyor mu?

-Göz- el organizasyonu gelişmiş mi?

-Basit işlerde sizi taklit edebiliyor mu?

- İstediğiniz belirli bir objeyi getirebiliyor mu?

- Bir objeyi başka bir yere, yerleşmesi gerektiği gibi yerleştirebiliyor mu?

Eğer bunları yapabiliyorsa tuvalet eğitimi için zihinsel olarak hazır demektir.



Çocuğunuzu bu üç konuda kaydı geçen sorularla test edin. Eğer birinci bölümdeki ve ikinci bölümdeki (bedensel hazırlık ve mesane kontrolü) sorulara (mesane kontrolünde jest ve imikler göstermeye bilir, onun dışındaki sorular dikkate alınır) evet cevabını veremiyorsanız tuvalet eğitimi için biraz daha beklemelisiniz. Çünkü her ikisi de basit bi bedensel olgunluk gerektirir. Bir kaç ay içinde muhtemelen her ikiside istenen düzeye gelecektir.



Eğer birinci ve ikinci testlerden geçtiği halde üçüncü testte takılıyorsa şu etkenleri gözden geçirmek yerinde olur:



1) Dil gelişimi: Zihinsel gelişim testinde bazı eksikler varsa bunun dil gelişimindeki yetersizlikten kaynaklandığıı düşünebilirsiniz. Eğer problem buysa beklemek yerine, bu konuda çocuğu desteklemek doğru olur. Bu eğitim için önemli olan kelimeler yer, beden parçaları, şahıslar ve tuvaletle ilgili kelimelerdir.

-Yer ile ilgili: Orda, burda, yan tarafta gibi kelimelerinanlamlarını çeşitli durumlarda nalatın ve kullanın.

-Beden ile ilgili: Organlarını ve onlarla ne yaptığını zihinide açık olarak tanımlamasına yardımcı olun.

-Şahıslar: Ben, sen, o ... vb. Tuvalet eğitiminde cümlelerde şahıs zmirlerini sık sık kullanılacağı içingünlük konuşmalarda fiillerle brleştirdiğimiz özneleri ayırmak gerekir. "Geliyorum" yerine "Ben geliyorum" ...

-Tuvaletle ilgili: Bez, ıslak, kuru, külot, tuvalete oturmak vb. kelimeleri ve bu konudaki eylemleri açıklayan fiilleri öğretin.
Bu dört kavramla ilgili kelimeler çocuğa öğretildikten sonra artık bu konudaki talimatları anlayabileceği düünülerek tuvalet eğitimine başlanabilir.

2) Kişilik özelliği:
Eğer çocuğun talimatlara hazır olmasıyla ilgili eksiklik (talimatlara hazır olmaması yani:) )dil gelişimine bağlı değil ise o zaman bu eksikliğin çocuğun bazı kişilik özelliklerinden kaynaklandığı düşünülebilir. Çocuğunuz kendisine ne söylendiğini anlıyor fakat talimatları yerine getirmeyi reddediyorsa inatçılık ve dikbaşlılık gibi bazı özelliklerinin öne çıktığı düşünülebilir. Günlük işlerle ilgili böylesi bi problem yaşarken tamamen yabancı olduğu bi konuda talimatlara uyması belenmez. Bunun için öncelikle bu problemi aşmak gerekir. Bu konuda uzman desteği almadan önce ebeveynlerin yapabileceği önemli yardımlar vardır. Öncelikle bu çocuklara günlük yaşamdaki basit düzenlemeleri yapması için destek olmak gerekir. Eve girince kapıyı kapatması, çağırılınca gelmesi, oyuncaklarını toplaması, istenilen bir şeyi vermesi gibi .
Çocuğun talimatlara uymasını sağlamak için yapılan egzersizlerde dikkat ve takibedilmesi gereken noktalar var:
1)Talimatı sadece çocuğun yanında, çocukla yüzyüze olduğunuz zaman verin.
2)Talimatı vermeden önce çocuğun dikkatini kendi üzerinizde toplayın. Gerekirse bekleyin.
3)Yüz yüze ve yakın bi ilişki kurmak için çocuğun seviyesine gelin. Eğilin, çömelin.
4)Talimattan bi kaç sn sonra çocuk harkete geçmemişse, çocuğun elinden tutarak ona talimatın yapılmasında öncülük edin.
5)İş tamamlandıktan sonra hararetli şekilde takdirlerinizi bildirin.
6)Bi talimatla ilgili davranışlar tamamlanmada ikinci talimatı vermeyin.
7)Sizi talimatın uygulanmasından uzaklaştıracak bi öfke nöbetinin ortaya çıkmasına meydan vermeyin.

Yazı tuvalet eğitimiyle ilgili diğer basamaklarla devam edicektir;)

Kaynak:Ana-Baba okulu, Çocuğu tanımak ve anlamak- Haluk Yavuzer

Sonbahar

:) Canım bi sonbahar ağacı yapmak istedi. (paint) Bu benim sonbahar ağacım olsun. Bana poz verdi die değil. Bi yokuşun ucunda yapayalnız kaldı die ... Yazık.

2008/11/30

Cık cık...

Ünlü bi yapı mağazasından güya duvarın boyasına zarar vermeyen yapışkanlı bi tablo askısı aldım. Mamül dışı yapışkan içi cırt cırt olan çift yüzeyli altı parçadan oluşuyordu. Kullanma talimatına sadık kaldım. Ama onlar bana ihanet ettiler. İki çifti duvarımdan bi parça boyayı da alıp görevlerinden istifa etti(!) Üçüncüsü tabloyla birlikte intihar etti(!) Amaaaan ... Ben de onları işten kovuyorum işte(!) Zaten bu kadar zararsız ve işe yarar bişiy olarak sunulması hayretmi celbetmişti. Şimdi canımı sıkan bu minik şeylere verdiğim 7 tl den ziyade duvarda yeşil yüzeyde sırıtan beyaz alçı zemin. Yamalı elbise gibi.

2008/11/28

Diyorum ki ...

Bazen,
yalnız olayım diyorum.
Kendi sesimi duyayım sadece.
Bazen,
kalabalıkta kalayım; erişmesin sesim bana.

Bazen,
seyirlerde kalayım diyorum;
unutayım varlığımı
Bazen,
seyretsin alem ne yapıp ettiğimi

Bazen diyorum ki
sarılayım hayata
Bi sürü rengim olsun, her çiçekten tadayım.
bazen ,
oldukça gri; öykünün sonundayım

Bazen diyorum ki
şöyle mi böyle mi olsun diye
artık konuşmayayım!

2008/11/24

Uğurlama

Gitme demiyorum sana; dön.
Ayağına dökülüyor gazellerim, giderken
Mevsimim sona dönüyor
Üşüyorum
(...)
Gitme demiyorum Yarim
Lakin, yakın dur uzakta bana
Ve tez denilen bi zamanda
Dön

2008/11/23

Döngü

Küçüktüm
Ellerimi tutan yüzleri göremezdim
Ellerimi gözlerime siper yapmadan

Büyüdüm
Yüzlerini gördüğüm elleri tutmadım
Gözlerimi yüreğime siper yapmadan

Çoook büyüdüm
Ellerini tutuklarım yüzümü göremiyor
Ellerini gözlerine siper yapmadan

Gözlerine bakıyor yüreklerini görüyorum
Ellerini tutarken avucumda ısınan
Aslında yürekleri

2008/11/22

Foto:Ben
Fotoğrafa sıkma bi şiir düşeyim;)

Olmuş taht-ı revan, eskimiş postu
Pörsümüş endamı kalmamış dostu
Kesildi ümidi ağyardan; illaki Hak.
Nanköre çıktı adın, sen hele şu işe bak :P
Şair de ben. Breh breh...

2008/11/21

Aylar oldu (neredeyse yıl), biri msn hesabımı kırmış, üstelik kullanıyormuş. Yeni bi adres almak mevcut bi adresi kırmaktan daha kolay olabilirdi. Ama bi liste oluşturmak zaman alabilirdi. Sonra ortam samimiyeti artacaki mailler gelecek. Filan falan, baya emek gerekir. Eğer böyle bişeye şiddetle ihtiyaç duyan bi varlıksa "kırıcı" (!) benim msn adresimden iyisini bulamazdı, bravo ona. En son ulaşabildiğimde 250 okunmamış mail vardı kutuda (çoğu fw :P). Artık yazışmadığı bi sürü insan ... Yanılmıyosam 70 adres filan vardı. Bi de spaces ... Seni gidi miras yediiii ... Boğazında düğümlensin. Senden bi dileğim var, spacesi kapat, sonra gayrı mutlu ol :P Kırılmış eski adresimi kırmaya çalışmak çok sıkıcı! Üstelik bu işin eğer bi tekniği varsa ondan da bi halim. Hofff.

Bel Fıtığınıza Ulaşabilirsiniz:P


Reşadiye / Tokat

2008/09/23

Ne şarkı duyası var yazılarımın, ne şarkılarımın yazı çağırası.Burda yazmak uzakta kaldı. Şarkı dinlemek gibi.

Neden kaldırdım örtülerini kanepelerin, dolapların? Neden havalandırdım hücremi?

Belki burda yazmak yakın olur, şarkı dinleyesi tutar içimin. Belki de şarkısız yazmayı öğrenirim.

Kimbilir ...