2010/01/16

El Hak

Diyor ki, herkes bi ayna sahibi gibiymiş hayatta. Herkes aynasına bakarken ardındaki manzarayla görür ya kendini , işte öyle oluyormuş. Kendini gördüğü manzaradaki herşey kendinin sanıyormuş. Bi anlamda doğruymuş sahiplik a, emanetçi formunda. Bazılarının aynası kırılıyormuş, bazıları üç beş gün daha seyirde ...
Aynası kırılanın yanında bulduğu sadece O. Ve buyurduğu gibi, O hesabı çarçabuk görendir.

2010/01/05

Bu gün (artık dün oldu gerçi a ...) doğmuşum ben yıllaaar önce. Doğum günleri ve yıldönümlerini önemsemeyen bi aileden geliyorum. Geliyorum da ne demek, hala oradayım:) (yaklaşık olarak;) ) Sonra çevre değiştikçe başkalarından bulaşan mühimler silsilesinden olarak doğum günlerimi hatırlamaya başladım. Başkalarının doğum günlerini hatıramakta pek yetersizdim. Bundan sanırım, bu gün eşim dışında kimse doğum günümü hatırlamadı. Ah- vah değil, yazık değil bana:) Üzülmedim. Eşim fazlasıyla kıyak bi iyiki doğmuşun hediyesi verdi sağolsun, ondan mütevellit aklıma bile gelmedi doğumuma sevinenlerin azlığı:P Mumları ve o çatırtılı çubukları (adı neydi anımsamadım) yanan bi pastayla (hacısayid mamülü) salona girdi. Tek elinde kamera. Bi yandan da pastaya üfürmek isteyen kuzuyu iknaya çalışıyordu. Pasta bana kadar gelebilince -sağ salim(!)- kuzu akan salyalarıyla mumlara üfürmeye başladı. Bi kaç kez yaktık, söndürdü. Sonra bi dilim pasta yedi. O sırada hayatımın en büyük (maddi) hediyelerinden birini aldım. Siyah şık bi kutu açıldı, içinde bi tek taş göz kırpıyordu. Breh breh. Ben böyle biri değildim bea. Hala değilim. Sadece lakırdıyordum tek taş reklamlarını gördükçe. Lakırdıyı fazla mı kaçırmışım ne:P Hasılı sıradışı bi doğum yıl dönümüydü. 32 yaşına girmiş birinin hala doğumundan bahsetmekte ayrıca garip bi durum. Artık sis çökmüş anılarına teyze, ne doğumu:P Daha geç olmadan ölümü anma günleri, hatta saatleri tertib etmeli. Yollayanlar değil de, karşılayanlar iyi ki öldün desin diye:)

2010/01/03

Ama hepsi masalmış.

Biri varmış, iki olmayı bilmezmiş. Ne gelse civarına hamuruna katar kendiyle yoğururmuş iyiden. O mu diğeri, beriki mi kendi kimse bilmemiş.
Biri varmış avazına ram imiş. Ne çıksa sesine bürülü, o oluverirmiş. Dili donatırmış, kuşatırmış inceden benliğini.
Biri varmış, ne duymuş ne söylemiş, düşünmüş ha düşünmüş. Sayılara takılmış aklı. Bir o muymuş, İki şu muymuş, üç bu mu, derken yorulmuş. İrtifa kaybeden ruhu eksi bilmem kaçta donmuş.
Biri varmış, mışlara düşmüş içi. Ah keşke demiş içten. Hep mış demiş, miş demiş, mışıl mışıl uyumuş.
Biri varmış, sonra biri daha ,sonra diğerleri...