2010/11/24

Dedesi inekleri bahçeden getirmeye gitmiş. "Hadi biz de gidelim" dedim. "o hoooo, burası çook büyük, onları nasıl bulacağız oğlum" dedim. " İzlerini takibedelim anne, onları böyle bulabiliriz" dedi bacaksız:) hem de 36 ay 2 günlükken...

2010/02/23

Gel Sana Kara, Kapkara Blog Diyelim

Kara manzaran gibi bahtın da kara senin. Adın kara olsun:P Mizacımızdaki kararmaya yatkınlık söz konusu olunca bizi karıştırabilirler a, o noktadan sana bi ilaveyle, gel, biz sana kapkara diyelim. Natureldir, iyidir. Görene yanılma payı vermez. Aydınlık özletir a, iyiye teşvik, iyiye müştak, aşık filadır:P (atıyorum hiç öyle bişiy yok, amaç seni karaya ikna etmek)
Bana, "bi gün bunu da mı yapacaktın" bakışı atma. Hem bi başka gün daha neleri yapabileceği mi de bilmiyorsun değil mi:P Göz dağ değil canııım, sadece işe heyecan kattım. Böyle boş boş otura otura hamlamışındır sen. Çoşku neyin lazım ki hayattar olasın. Yoksa dikelim başına koca bi mermer, kara namın ardından fatiha davetiynen ... :)
Seni iyideen kararttım, şimdi iç huzuruyla uyuyabilirim:P
Bekle bakalım hancığım. Hancı nerde, yolcu nerde...

2010/02/15

Herkesin fıtratında hakka yakın baskın yanları vardır. Birkes (!) iman etmemiş bile olsa sözkonusu yanıyla-yönüyle hakka uygun olabilir. Manzara kalabalık, izaha ne luzum. İşte fakirin bu misal hallerinden biri gereğince korsan her bişeye içimden hoşnutsuzum. Taksilere de. Ama ne hikmetse, ne zaman, sırf haklarına girmeyeyim diye korsan yerine sarı taksi çağırsam günüm kabus oluyor. Azarlayanı mı ararsın, ücreti ikiye katlamak için daireler çizip kutsal olmayan mekanları tavaf ettirenleri mi, yoksa "dur, ineceem!" die feryat ettiğim halde gaza basıp devam edeni mi, yoksaaa, dalgınlığımı "yolu bedavaya mı getirecektin, sonra da taksici paramı çaldı dersiniz" muhabbetine bağlayabilen yeteneklisini mi? Hiç birini aradığını sanmıyorum, kafayı mı yedin. Bunları sineye çekebilen mülayimler var mı bilmiyorum, kesin şey şu ki ben onlardan değilim. Üstünden ne kadar zaman geçse de canımı sıkabiliyorlar. Bi de seni saf yerine koyanlar var ya, ah erkek olaydım da iki şamar çakaydım pişkin suratına dedirtiyor bana. Mekanı anlamamış, durağı arayıp öğrenmek yerine farklı bi yere götürüyor, sonra da diyor ki (dağın başında, dört çocuk ve iki bayandan oluşan müşteri kalabalığına) burası işte... ne farkeder burda da praktiker var. (praktikere bile gitmiyoruuuzz)
Yazarken bile öfkeye kapılıyorum he:P hasılı kardeşçiğim, insanlarda insaf kalmamış. Mide bulandırıyorlar. Zulmü zulüm doğurur. Zulümde zulüm. Eğer hakları yeniyorsa sözkonusu meslek grubunun meslekdaşlarından bilsinler. Artık taksi durdurmadan önce dua ediyorum:P Böyle bi imajları var bende. Bana zulmedenlere de bol bol beddua ettim ne yalan söyliyim. Ah bıdık bi an önce büyüse de bizde toplu taşımacılık hizmetlerinden azami istifadeye terfi etsek:P

2010/01/16

El Hak

Diyor ki, herkes bi ayna sahibi gibiymiş hayatta. Herkes aynasına bakarken ardındaki manzarayla görür ya kendini , işte öyle oluyormuş. Kendini gördüğü manzaradaki herşey kendinin sanıyormuş. Bi anlamda doğruymuş sahiplik a, emanetçi formunda. Bazılarının aynası kırılıyormuş, bazıları üç beş gün daha seyirde ...
Aynası kırılanın yanında bulduğu sadece O. Ve buyurduğu gibi, O hesabı çarçabuk görendir.

2010/01/05

Bu gün (artık dün oldu gerçi a ...) doğmuşum ben yıllaaar önce. Doğum günleri ve yıldönümlerini önemsemeyen bi aileden geliyorum. Geliyorum da ne demek, hala oradayım:) (yaklaşık olarak;) ) Sonra çevre değiştikçe başkalarından bulaşan mühimler silsilesinden olarak doğum günlerimi hatırlamaya başladım. Başkalarının doğum günlerini hatıramakta pek yetersizdim. Bundan sanırım, bu gün eşim dışında kimse doğum günümü hatırlamadı. Ah- vah değil, yazık değil bana:) Üzülmedim. Eşim fazlasıyla kıyak bi iyiki doğmuşun hediyesi verdi sağolsun, ondan mütevellit aklıma bile gelmedi doğumuma sevinenlerin azlığı:P Mumları ve o çatırtılı çubukları (adı neydi anımsamadım) yanan bi pastayla (hacısayid mamülü) salona girdi. Tek elinde kamera. Bi yandan da pastaya üfürmek isteyen kuzuyu iknaya çalışıyordu. Pasta bana kadar gelebilince -sağ salim(!)- kuzu akan salyalarıyla mumlara üfürmeye başladı. Bi kaç kez yaktık, söndürdü. Sonra bi dilim pasta yedi. O sırada hayatımın en büyük (maddi) hediyelerinden birini aldım. Siyah şık bi kutu açıldı, içinde bi tek taş göz kırpıyordu. Breh breh. Ben böyle biri değildim bea. Hala değilim. Sadece lakırdıyordum tek taş reklamlarını gördükçe. Lakırdıyı fazla mı kaçırmışım ne:P Hasılı sıradışı bi doğum yıl dönümüydü. 32 yaşına girmiş birinin hala doğumundan bahsetmekte ayrıca garip bi durum. Artık sis çökmüş anılarına teyze, ne doğumu:P Daha geç olmadan ölümü anma günleri, hatta saatleri tertib etmeli. Yollayanlar değil de, karşılayanlar iyi ki öldün desin diye:)

2010/01/03

Ama hepsi masalmış.

Biri varmış, iki olmayı bilmezmiş. Ne gelse civarına hamuruna katar kendiyle yoğururmuş iyiden. O mu diğeri, beriki mi kendi kimse bilmemiş.
Biri varmış avazına ram imiş. Ne çıksa sesine bürülü, o oluverirmiş. Dili donatırmış, kuşatırmış inceden benliğini.
Biri varmış, ne duymuş ne söylemiş, düşünmüş ha düşünmüş. Sayılara takılmış aklı. Bir o muymuş, İki şu muymuş, üç bu mu, derken yorulmuş. İrtifa kaybeden ruhu eksi bilmem kaçta donmuş.
Biri varmış, mışlara düşmüş içi. Ah keşke demiş içten. Hep mış demiş, miş demiş, mışıl mışıl uyumuş.
Biri varmış, sonra biri daha ,sonra diğerleri...