2005/09/26

Kaydı Düşüleeee!

:) Geç kaldım deme, ölene dek geç değildir;) Benimse bişey onun için yapılanlar da geç olamaz. Bendeyse ... Canlıysa ... Canlıdır;)
Güzellikler setredilemez diyorum:) Güzellikler bulaşıcıdır çünkü. Her örtüye bulaşır, delip geçer, tutuklanamaz. Güzeller saklanamaz fazlaca. Çabucak sobe yerler;) Ben geçen gün ( hiçte bileee, geçmediiii :) ) İki güzel sobeledim, ve bi sürü güzellik! Şehirlere anlam veren güzeller vardır. Bi şehre anlam verdiler işte. Ketumum, accayip susukun parmaklarım şu ara, içimdekini ifşa etmeyecekler gibi:) Kısa bi cümle olsun: Çok sevdim, çok seviyorum, çok seveceğim sizi, bulaştığınız zamanı, bulunduğunuz mekanı.Emine, gülsüm,sevgiler.

2005/09/21

Gelişigüzel-Gidişiharika:P

Diyorum ki, yanlış yaptım. İçimdekini tutamadım ben. Hata ettim diyorum. Gözlerimi diktim gözlere pervasız. Kesinlikle hatalıyım. Hislerimi yargılamadım. Bi kaç sevgi salladırsaydım ruhumun dar ağacında şöyle bilimum duygularıma karşı, gör bak kimse sızmayı denermiydi dışına dünyamın. İçime kaçardı hepsi. Yumulur kalırdı böğrümde söylenmemişlikler. Boğazımda bağdaş kurardı cümleler. Yanlış yaptım özür dilerim herkesler! Kimseler bilmeyecek artık gözlerimi. Kimseler duymıyacak vıcık vıcık samimiyetlerimi. Herkes bi mezar sessizliğinde ziyaret edebilecek arefe günleri ölümcül ıssızlığımı.:) Bu gün canım sıkkın ya. Saçma sapan bi konunun içine düştüm. Anlamsız bi tartışmaya bulaştım yani. Anlamak istemediler. Nefislerinin paçalarını sıyırmak için, benim nefsimin paçasını bulaştırdılar:)) Görmek istemeyenden daha kör görmeyi kesinlikle istemeyen başka biridir. Ya ama şimdi ben gördüm die nie benimle uğraşıyolar. Gidin kirlerinizi başka yerde kusun kardeşiiiiiim. Bulaştırmayın dünyamı. Midem bulanıyo. Yeterince anlatılıyor kötü şeyler. Bişiy yapacaksak azıcık ümit bulammız lazım. Ah vah istemiyorum artık ya uzak durun benden. Kapatıcam artık gözlerimi işte. Göremiyceniz mütebessim duygularımı:P Oh olsun küstüüüüm.

Şarkı Dinliyoruuuuuuuuuummmmmm

Ben sigara dumanının altında yana yana en sonunda kül olduuuuuuuum. Sen kibritin hiç yanmayan ucunda birnin hayatındaan geçmiş olduuuunn. Sadece dinlemiyorum farkındaysan, söylüyorum da:P

2005/09/09

Ben Rüzgarım

Sebebi yok rüzgarın, içime doldu. Sebebi yok. Neden demedim. Kucakladım serinliğini. Ruhuma taşıdığı rayihayı sevdim. Gonca gonca gül, ıtır, yasemin koktu.
Sebebi yok rüzgarın işte. İçimde buluverdim;kıpır kıpır rüzgardı. Niçin demedim. Benim içindi. Bana düştü rüzgar. Benim rüzgarımdı. Bilmiyorum zamanı. Belkide zaman rüzgardı.
Geleceğe uçurdu düşlerimi, poyrazdı. Fırtına oldu savurdu benliğimi; karayel... Sağanak sağanak akıttı gözlerimden içimin buzlarını; lodos! Sonra okşadı yumuşacık saçlarımı; meltem...
Sebebi yok rüzgarın içime doldu.
Sebebler aramıyorum. Sonuçlar kucaklıyor beni. Çepeçevre kuşatılıyorum. Niçin tutumaz beni. Neden kimse kim. Benim bi rüzgarım var. Hakikatli bi rüzgar ve bende! Ben rüzgarım belkide...

*Bu yazının şarkısı Özcan Deniz-Beni Affet.

2005/09/04

Yağmurlu bi yazı:)

Şimdi bi şarkı var ama yazı yok. Şimdi yağmurda var aslında:S şimdi var ya toprak bile kokuyo. Şimdi içim tıkanıyo ama. Kimse şahit kılınmasın mı beceriksizliklerime. Kimse bilmesin mi canım acıdığında. düştüğümde kimse görmesin mi. Şefkat çağırmaktan zinhar kaçmalı:P beceremiyorum işte. bi saattir şarkı eşliğinde draft draft saçmalıyorum:D Şöyle yapalım. heyooooo. oleyyy. yuppiii. ben geldim arkadaşlarrrr:P ;yarım yamalak. arkası yarın olarak:P

2005/09/03

Ortaya Karışık

Birvarmış bir yokmuş. Bi balık kuyruktan kokmuş. Bi arı kendini sokmuş. Klavye dediğinin kemiği yokmuş . En güzel balık fok en sıkı müzik rockmuş. Yazıcı kafiyeye kurban vermiş zevklerini. Yazıcı, başını sallayıp sallayıp , masal düşürmüş zamana. Karıştırıp sapı samana, bi yazıcı yanlışlıkla sildiği zırva bi masalı yeniden yazmaya çalışmış:P Mesela kırmızı başlıklı bi kurt varmış . Onu yemek için masalın sonunu iple çekiyormuş Kötü kalpli kız . Fakat Hoca Nasreddin ipe un sermiş. Allahım burası ne karmaşık ne acayip bi yermiş! Katırlar kötü kalpli üvey prensesi çekememiş daha fazla. Ve rollerini üç akçeye satmışlar satırlara . Sıkılmış kurt beklemekten, yorulmuş . Bi akşam yemeğine koşar gibi masalın sonuna koşmuş. Ama kurtun bi büyükannesi yokmuş. Üstelik dilini büyücek bi arı sokmuş. En güzel balık mı fokmuş! Kim demiş ya! O çinokop severmiş masalcının hatrına. Aslında bi printer olsa var ya, çıkacakmuış bu masaldan, fırlıycakmış bilgisayardan. Fırlatıp kırmızı başlığı masalcının yüzüne, yeşil çama çıkıp uygun bi dolunayda adama dönüşen bi kurt rolü kapacakmış, eski bi türk filminde. Yazıkki printer yokmuş. varlar ve yoklar çokmuş. kalbur ve saman azmış. Masal sahibine kızmış. Kurt sıkıntıdan kaf dağının gölgesinde sızmış. Tavşanlar dağlara vızmış. Artık eski masallar düşüremiyormuş masalcı zamana. Gıdıklayamıyormuş kelimeleri nedense. Cümleler paragraflarca somurtmuş. Artık bırakacakmış masalcı masalları, yakın bi uzaklığa. Üstlerine adlarını yazıp, bi cami avlusuna terkedecekmiş hepsini, bi çocuk esirgeme kurumu yurduna düşsünler diye ümitederek. Bi acıya düşeceğini bile bile bi ümide tutunacakmış. Bi şarkı bulmalıymış belki de. Bu şarkı fazla abukmuş bi masal için. Bu masalda oldukça subukmuş zaten. Baykuş ötmüş çatıda! Bi okuyucunun başına kötü bi masal gelmiş. Bi okuyucunun başına bi uğursuzluk gelmiş yani! A!! Kim, kim atmış pekii?!Yaaa insanlar ne serseri olmuşlar!! Zihinsel çöplerini, itikadi hurdalarını niye sağa sola atarlarmış ki! Çöp denen bişiy varmış di mi? A, flim başlamış. Kasımda aşk başkaymış. Bakalım nasılmışşşşş... youuu can sea .... aa aa aa a! :) dım dım dım tıss! onliy time bu filimin müziği. Bu yazıyı yazarken ise bi elektro gitar çığırıyodu (adını yazmamış mehmet.onun pc den yürütmüştüm)