2004/11/20

dokunamazsam kayboluyorum

Burası ben. 1.65 lik bi rakımdan bakıyorum hayata. denize sıfırsam. gözlerim deniz. içim deniz. martı kanatlarım var gökyüzünde. denize sıfırsam. bi de güneş varsa batımda. batıyorsa içime, sararır yüzüm. kızaran sularıma hüzün çöker, sararır yüzüm.
burası ben. dokunmazsam kayboluyorum bazen. kumsalda izlerimi görmeliyim arada, varlığımın kanıtı. dalgalar boyu siliniyorum sıkça. ruhumun dalgaları siliyor beni. bi yarım ıslak. bi yarım güneşte kavruk... biraz rüzgar, biraz mehtab düşmüş tenime. nereliyim bilmiyorum. hayat tuzlu geliyor. biraz yosun kokulu. martı çığlıklı, balık kavgalı. fırtınalı... yakamoz da düşüyor derinlerine arada; uyanıksam görüyorum.
burası ben. yorgun bakıyorum. yorgun duyuyorum. yorgun yürüyorum. sürükleniyor izlerim; siliniyor ya badehu. dışıma bakıp duruyorum. kollamaya çalışıyorum sınırlarımı. izlerimi bile... silinsede. biliyorum yani bastığım yeri. tam şurada bi martı gördüm. tam şurda bi yangeç koşuşuturdu dalgayı. şurada yıldız, şurada ay gördüm, falanca filanca gecelerinde. isim koydum sıcaklıklarıma. mevsim dedim. fırtınaların şiddeti malum. buz kestim. morardı yüzeyi dış cephemin:P Yanına çöktüm çoğu topuklarımın. kokladım bastığım yerleri. düşürdüklerime hem zeminde ağladım; yitiklerime, gömülerime.
yani burası ben. buradan bakıyorum hayata. hayatıma. sürünüyorum. yürüyorum. koşuyorum bazen. gözler görüyorum. ayak izleri. bazı gönüller... bana mahsus haller, sevgiler hatta. ama... dokunamazsam kayboluyorum bazen.
(sezen aksu- gülümse)

2004/11/17

Yağmur

başlık atma konusunda başarısızım:) Bu başlığın tek sebebi şu an dışarda yağmur var. kulağımda ilgiç bi remix :) Ve iki şirin emanet var yan cenahda:) hala uymadılar. Ne çabuk unutuyolar her şeyi. ne yoğun yaşıyorllar herşeyi ya da. bu an o kadar bu an ki onlarda... başka bi anın duyguları, hayaletleri gölgeliyemiyor onu. Meryem tüm azaları tek tek soruyor Zeynebe:) ah ah.. uyuycakmış. e uyusun. uyu yavrucum:P hemen uyu hatta. çocukları uyutmak için yapılan tüm fiilller bana komik gelir aslında. ama onlarsız uyumuyo bu veletler:) işte şimdi sol cenahta. bana diyoki 'uyuycam' diyorum ki' uyu...' uyuycam diye ağlamaya başlıyo. yani diyoki bu çocuk 'pls beni 6 şiddetinde salla. hem öle sallaki karnmdaki stülün şakırdısını duyayım:D sonra bana bide türkü söyle o berbat sesinle:D ağlıyo:(
ben onlar için iki işirin emanet mi demiştim. ne zmn? teyze olmak zor ya:( pişmanım ... tevbe etsem geçermi:)
deyze uyuycaaaaaam:((((((((

2004/11/13

Bayram

Bu gün karmaşık bi gün. ihtilaf yaşamayı kimse istemez sanırım. yada sağlıklı olan kimse... ama bunun içine düştüm işte. tam içine:( Bu gün bayrammı değilmi meselesi. Peki bu gün bayrammı? bayram ne? nasıl olur? Her ferdin mustakil karşılayacağı, kedi başına idrak edeceği bi zmn mıdır bayram? Üzülüyorum:( böyle karmaşık yaşamak, böyle ihtilaflı, böyle havada.. canımı sıkıyo. Böyledir ama di mi? virajsız. düz, dümdüz diiil hiç bi yer. en çok sıkıldığım yollar dümdüz ovalardı:) (ankara-konya yolu mesela : ) ) şimdi virajlardan şikayet ediyorum ( e, nabıyım midem bulanıyo:) ) olmalı biliyorum. 'malı' yı bi yana bıraksam da oluyor ve olacak.
e, peki bu gün bayrammı?

2004/11/12

Kediler


Foto: Hacer

Onlardan bahsetmek için çok geç kaldım :) çünkü gün boyu en çok gördüğüm canlılar onlar şu günlerde :) kapıyı açıyorum nerden geldiklerini bile göremeden hemen ayak dibimde bitiyolar:P Nerey gitsem bi ayak boyu önümdeler. hem de üç tane. kaç kere bi yerlerine bastım. ama hala sapa sağlamlar:)
aslında hiç istemedim paşa'dan sonra bi kedim daha olsun die. hayır hayır istedim. ama olcaksa en azından paşa gibi cins bişiy olsun istedim. ama işte olmuş oldu. tutup ensesinden getirdi abim. bembeyaz tüyleri, yemyeşil gözleri var. annesi götürdü, bizimki getiridi . derken annesi vaz geçti sonunda yavrusundan:P içim acıdı önceleri. küçücük ve annesiz. ama abim laf dinnemiyo ki! hasılı bi kedimiz oldu. adı da ısmarlama: müşteri. bu bi kitapta bi kahramaının kedisinin adıydı. ama hangi kitap hangi kahraman hatırlıyamıyorum. bana kalsa minik derdim ona. ( ablam duymasın, diyorum:P ) neyse zmn geçti. bi gün odunlukta başka bi kedi ve 2 yavrusunu gördüm. gel zmn git zmn bizimkiyle bunlar arkadaş oldular. iş ilerledi, artık yedikleri içtikleri ayrı gitmez oldu:P bizimkinin yemek tasına dadandılar yani:) bu söz konusu iki kedi var ya, oraları buraları kara yamalarla kaplı beyaz kedicikler:) yani onlarda cins deil:( neyse işte.. bi gün baktım bu kediler koyun koyuna yatıyolar odunlukta. yaklaşınca bi Subhannal çektim :) bizimki nihayet bi anne bulmuş kendine. hani yemeğini paylaşıyomuş amam bedava diil. o da onların emdiklerinden emiyor. bak uyanığa:D ay ne muhabbet di mi. :D bana çok normal de... aslında iyi oldu bu son kedicikler. minik diyebileceğim, özgürce diyebileceğim bi kedi buldum. dieri de şişko:D çok saçma bi yazı oldu di mi. olsun ya:) bi sürü zmn harcadım:)

2004/11/11

...

garip bişiy var bende. belki bana dair hiç bişiy normal ya da ilgi uyandırıcı gelmiyodur sana:P bişiy göstermek istiyorum ya.. mesela güneş doğuyor. onu birilerine göstermek için büyük bi istek duyuyorum:) sanki birileri görmezse öyle bi güzellik şahitsiz kalacak, silik , yokmuş gibi zamandan geçip gidecek... Bizim için de aynı değilmi bu durum. şahit olunmayan yanlarımızla geçip gidiyoruz hayatttan. Ne kadar çoğuz. ama ne kadar az gibiyiz. Şahit olunmayan yanlarımız- yönlerimiz hiç bilinmeyecek. bilmek varlık demek değildir diyeceksin belki. ama bilmediğimiz her şey bizim için yok demektir. karşılaşana dek sen bende yoksun. görene kadar bahçedeki kasımpatılar yok benim için. bilene kadar bu mevsim sonbahar değildi bende. varlıkları görmeme bağlı değil. ama varlıklarını bilmem bende var olmaları demek:) Böyle olunca birilerine gösterdiğimiz şahit kıldığımız yanlarımız, anlarımız, yönlerimiz, tanınmalarıyla yeniden hayat buluyor diyebiliriz. bunun için sanırım Şahit kılmak çok önemli. bi günaha şahit kılmak ya da bi sevaba şahit kılmak onun reklamını yapmakdan çok, o olayın şahit olanda varlık bulmasına sebeb olmamız demek.
bende yoğun bi kayıp kalma, gizli kalma, anlaşılmama korkusu var. yaşıyacaksam anlaşılayım istiyorum. yaşıyorsam paylaşayım istiyorum. ölmeyi dilediğim anlar oldu. herkesin olmuştur. kendimi ıpıssız hissettğim anlar. diyor ya Exupery "Kendisine bütünüyle bakcak,sessizliğini tadacak, yüreğinin düşüncelerinde anlamını sağlayacak hiç kimse yoksa, en güzel bazilik bile bir taş yığınından başka birşey değildir."
Bi zaman (sanırm 91- 92) kırtasiye eşyalarına büyük ilgim vardı:) böyle ıvır zıvır cinsinden şeyler (hayatımız hep böyle şeylerle doludur, maddi olmasalarda) O zmnlar asma kartlar çıkmıştı .(şimdide var) birileri için okulda satmıştık bile onlardan bi sürü:P ' Dikkat! kötü pozlar veriyosun'. böyle bişiy vardı. bizde zamanı şahit kıldıklarımıza dair şık bi uyarı di mi:) bu uyarıyı günah vb. şeylere karşı yapmışlar gerçi. Kimsenin görmediği zmnlar bile çok şahidimiz var ya.(hernekadar ben gafil ille de kendi türümden seyircler arzulasam da!) bi şekilde biz gömülü kalmıyoruz yani.
belkide şahitlerimi seçmek istiyorum:) herkes ister di mi. kimse hayatında rontgenci tarzı seyirciler istemez:P davetsiz seyircilerrrr!!:)) En güzel anında herkes '... da olsaydı şimdi' vb. şeyler diler. Bak dediğinde bakan ve bişiyler hissedebilen (bunu söyleyebilen ) birileri.
yarın anacığım gelecek gerçi bu ayrılık benim için çok kısa bi ayrılık. (annemin dizinde büyümedim birileri gibi:P ) bazen başka zmnlarda çok yoğun ihtiyaç duyduğum şeylerin hiç ihtiyaç duymadığım zmnlar yanımda olmasına esefleniyorum:) geçmişe dair tüm yakınmalar kadar gereksiz bir şey. çok hastaydım, çok üzgündüm. çok açtım. ama annem çok uzaktaydı:) çocuklar üşüyünce, acıkınca, ağlayınca, hasta olunca ( illaki bu durumlarda:) ) annelerini isterler:P Bebeklikten kalma bi şey belki de. işte doyurulmamış (doyulamıyacak) bu isteği uyandıranlara ben zalim derim. Bi çocuğa annesini hatırlatanlara yani. ulaşamadıkça büyür herşey. uzandıkça kaçıyorsa görüntü, serap dersin ona. en çok da seraplara aşık olunur. ulaşamadıkça ihtiyaç büyür yani köreleceği yerde. bi çocuk için annesinden büyük bi ihtiyaç da omadığına göre:) Ya, ne diyorsun hacer, git işine:P


2004/11/10

tembellik

bu sıra yine accayip tembelim. boşluk hissinin insana kötü geldiğini bilirsin. ne zmn tembelse kişi rahatlık diil keder duyar. boş kalmak kadar yorucu başka bişiy varmıdır. yıpratıcı. her yorgunluğu yeni bi meşguliyetle dinlendirmek doğrusu. ama neden bilmiyorum ben yoğunluk anlarımda krizsel bi şekilde oturmak isterim. öyle şartlandırırımki kendimi buna, oturamadığım her an için yeni bi sıkıntı yaşarım. yani yorgunluk yanında bi de derim ki uff bi türlü oturamadım:) insanların dezavantajı bu işte. yaşadıkları sıkıntılardan fazlası sıkıntı onlara.
acıyorsa, sadece acımıyor. yada acıdan çok acıma fikri, ilerde olabilecek acılar, acının sebebi, acıya sebeb olan olaylar vs. vs. vs. bi sürü şey her an tazelenerek insanı kocaman kocaman acıtıyor:)) ne kadar mazoşist bi türüz di mi :P başka hiç bi canlı böyle bişiy yaşamıyo oysa. belki onuniçin (belkisi fazla) hastaysalar insanlardan daha çabuk iyileşiyolar. ölürken daha az can çekişiyolar. sadece acıyı yaşıyolar yani. işte bende ki bu yorgunluk + oturam şartlanması da böyle bi ziyadeleme:P oysa otursam ne olacak? oturduğum zmnda şöyle bi gerginlğim oluyo 'şimdi kalkmam gerkecek' :))) diyorum ya her zmn için yeni bi sıkıntı sebebi. boşluklar olmasa yankı olmaz değilmi. boşluklar olmasa bu vınk vınk geçmiş zmn (ya da gelecek zmn) ünlemeleri kulağımı ve yüreğimi meşgul etmiycek:) kaygılarımı az duyacağım yani. özümüzde ne kadar azmış aslında kaygı duygusu. baksana çocuklar ne kadar az kaygılanıyolar. kaygı duymak (konudan konuya atlıyo gibi oluyorum a.. ) aslında istemedği bi olayı çağırmak gibi bişiy. hazırlanmak, buyur etmek. dua gibi. hep öyle olur ya. korktuğum başıma geldi denir. Başıma geleni geldiği anda yaşamak kadar kolayı yok oysa. geldiği gibi yaşamak. ama dedim ya insa böyle bi tür. her olayda ihtimaller büyük yer kaplıyo. oldukça kalabalık yaşıyor. ve bunca kalabalıklaşınca hayat, o asıl manzaraları hep kaçırıyor. kışsa, o gelcek soğuklarının kaygıları, ısınma, tedarik telaşı, ve bisürü sair endişe... öyle bi orduyla giriyoki zmna ... pencereleri bile göremiyor yani :PP böyle bişiy konuşunca aklıma hep tıklım tıklım otobüslerde ki yolculuk gelir. kişiye kalan sadece, bu yolculuklarda, kesif ter kokusu, ağırlık veren bi gürültü ve mide bulantısı. nerde gidiliyor? hava nasıl? bulutların şekilleri neye benziyo:P yolun rengi ne? ağaçlar var mı? kaç tane sonra? .... hiç bişiy. hatta şoförü bile görmeyiz. ama yolcuyuzdur. kazancımız ne peki gidiyor olmaktan başka. sonra bu asli bi kazançmıdır ki? zmn ı böyle tüketiyoruz. ya da kendi adıma, tüketiyorum.
tıpkı böyle!
27ci yıla gidiyorum. şu rüzgar, hani güneşin düştüğü yerde ılıklaşan, kiraz ağacını hafif hafif titreten, toprak kokan .. ne diyor? bi sürü yol gitmişim. yorgunluktan daha yoğun bi duygu varmı yollarıma dair? her yıl için 'bul yıl şu yılı' mesela, 1987 'aşk yılı' yazabilirmiyim bu tarz bişiy. hayır. ben sonda bile kenime dair bi toplama yapamamaktan korkuyorum:( diil yıllarıma anlamsal adlar vermek! Buna şöyle diyorum , okuma bilmiyorum. anlar bana ne diyor???!!!
bunca okuyunca hayat ne bilge yapar insanı di mi. En büyük bilgi Onu bilmektir. Her yerde öylesine imzaları varken, bunca az hatırlıyorsam Onu, gerçekten okuma bilmiyorum demektir:(

2004/11/08

Anlamaya çalışıyorum:P

yaygın kanaattir lazlar geç anlar. beyinciğimin % 50 lilik kısmı fazla mesaide. nuur, nuuur . bu nası olcak abicim :P

2004/11/07

Alıştırmalar:)

daha yeniyim. çok da anlamıyorum ne ne işe yarıyo:)yeni bi msj için nereye tıklayacağımı kestiremedim :) çok geç öğreniyorum di mi. bazen öğrendim dediğim şeyleri bile öğrenmediğimi çok çok sonra farkediyorum. Öğrenmekle iş bitmiyo bazı konularda. kabullenme yada ne biliyim alışmak falan da lazım. En sıkıntı çektiğim kunulardan biri de işte bu. Alışmak. öyle zor bişeyki. alıştığım şeylerin değişmesi bi yerlerimin kopması, bi şeylerimin kaybolması gibi. Hayati bazı damarlarımın geçici (ya da kalıcı) olarak servis dışı olması gibi belki :P Oysa ne değişkendir hayat. öyle yaslanıp seyredeceğimiz bi flim diil bu. arkamıza yaslanıp yaşayamayız. Anların mustakil hayatlar tarzı tükendiğini sık söylüyorum sana. Ama bunu anladığımı sanmıyorum:( Anlamış olsaydım hiç bir şeyi uğurlama konusunda bunca isteksiz beceriksiz olmazdım. Oysa ben değil uğurlamak gömdüklerimi bile mezarlarında çıkarıyorum defaatle. Bazen yanımda cesetler taşıyomuşum gibi geliyo (çünkü öyle). çok baştayken, sondan bahsetmek kabalık gibi görünebilir. ama merak ed,iyorum, burayı gömeceğim zmn ne kadar yakın:) ya kendimi gömeceğim zmn? gece şimdi. ramazan.uzun zmn oldu geceyi dinelimiyorum. onun için sana şimdi ondan bahsetsem eski bi dosttan bahsetmek kadar uzak şeyler söyliycem. yada mütekerrir şeyler. sesi yok ama gecenin. çünkü benim kulağım onda değil:) ne demiştim 'insanlar dinelemdikleri için gece ıssız' Ya da şöylemi demiştim. 'insanlar ondan kaçtıkları için ıssız gece' evet böyleydi:P sonra devam edicem inş.

2004/11/05

kaydoldum:)

Şu an pek bişiy yazamıycam cnm benim, sevgili benciiim:)