2006/03/21

Küçük Oğlancık

Bir küçücük oğlancık bir gün okula başlamış
pek mi pek akıllıymış
okulu da pek büyükmüş
ama akıllı çocuk sınıfına dışarıdan
kestirme bir yol bulmuş
buna çok sevinmiş
artık okul ona kocaman görünmüyormuş

bir zaman sonra bir sabah
öğretmen demiş ki:
"bu gün resim yapacağız"
"ne güzel demiş çocuk
resim yapmasını pek severmiş
her türlüsünü de yaparmış
aslanlar, kaplanlar
tavuklar, inekler
gemiler,trenler,
mum boyalarını çıkarmış
ve çizmeye başlamış
ama öğretmen "durun "demiş,
"henüz başlamayın"
ve herkes hazır olana kadar beklemiş

"şimdi "demiş öğretmen
"çiçek çizmesini öğreneceğiz"
"iyi" demiş çocuk.
çiçek çizmeyi çok severmiş
ve pek güzellerini yapmaya başlamış
pembe, mavi, turuncu mum boyalarıyla
ama öğretmen " durun" demiş
size nasıl yapılacağını göstereyim.
yeşil saplı kırmızı bir çiçek çizmiş
"işte " demiş öğretmen
"şimdi başlayabilirsiniz"

küçük çocuk bir öğretmenin resmine bakmış
birde kendininkine,
kendininkini daha bir sevmiş
ama bunu söyleyememiş
kağıdını çevirip
öğretmeninki gibi
yeşil saplı, kırmızı bir çiçek çizmiş.

bir başka gün
küçük çocuk sınıfa dışarıdan açılan kapıyı
becerdiğinde tam bir başına açmayı
şöyle demiş öğretmen
"bu gün çamurdan bir şey yapacağız"
" ne iyi " demiş çocuk.
çamurla oynamayı çok severmiş.
herşeyi yapabilirmiş onunla
yılanlar, kardan adamlar,
filler, fareler,
arabalar, kamyonlar,...
başlamış çamuru yoğurup, sıkıştırmaya

ama "durun" demiş , daha başlamayın
ve beklemiş hazır olmasını herkesin
"şimdi" demiş öğretmen
" bir çanak yapacağız"
"güzel demiş çocuk
çanak yapmasını severmiş
ve başlamış yapmaya
boy boy, şekil şekil çanaklar
ama öğretmen "durun" demiş
"size nasıl yapılacağını göstereyim"
göstermiş herkese bir büyük çanağın nasıl yapılacağını
işte demiş öğretmen
artık başlayabilirsiniz
küçük çocuk bir öğretmenin çanağına bakmış
bir de kendinkine
kendininkini daha bir sevmiş
ama bunu söyleyememiş
toprağını yeniden yuvarlayıp
yapmış öğretmeninki gibi
derin bir çanak

ve çok geçmeden
küçük çocuk öğrenmiş beklemeyi
izlemeyi
ve her şeyi öğretmen gibi yapmayı
ve çok geçmeden
başlamış kendiliğinden hiçbir şey yapmamaya
ama birdenbire
küçük çocuk ve ailesi
taşınıvermişler başka bir eve
başka bir şehire
ve çocuk gitmiş başka bir okula

bu okul daha büyükmüş öbüründen
kestirme yoluda yokmuş dışarıdan
büyük basamakları çıkmak
ve uzun koridorlardan geçmek
gerekmiş sınıfa kadar
ve daha ilk gün demişki öğretmen:
" şimdi resim yapacağız"
güzel " demiş çocuk ve beklemiş öğretmenin ne yapacağını söylemesini
ancak öğretmen bir şey söylemeden
başlamış dolaşmaya
küçük çocuğa gelince durmuş
sormuş " resim yapmak istemiyor musun?"
"istiyorum " demiş çocuk
"ne yapacağız?"
"ne istersen " demiş öğretmen.
"istediğim renk mi ?" diye sormuş çocuk
"istediğin renk" demiş öğretmen
"herkes aynı resmi yaparsa
ve aynı renkleri kullanırsa ,
kimin ne yaptığını
ve neyin ne olduğunu nasıl anlarım ben"
" bilmem" demiş çocuk
başlamış çizmeye
yeşil saplı, kırmızı bir çiçek...

Halen Buckley (Çev. J. Onur)

Alıntı yapmaya alıştım:) Bu şiiri tam metin bulamamıştım. Sağolsun dayı torunum aziz kardeşim Leman;)

2006/03/13

Hollanda'ya Hoş Geldiniz!

"Çok kez özürlü bir çocukla yaşamanın ve onu yetiştirebilmenin nasıl bir duygu olduğu sorusuyla karşılaşıyorum. Böyle bi tecrübesi olmayan kişilerin bu duyguyu anlayabilmesi için onlara şunu anlatıyorum:
Çocuk sahibi olmayı düşünmek, düşlenen bir İtalya seyahatini planlamak gibidir. İtalya hakkında kitaplar satın alır ve şahane planlar yaparsınız. Kolesium, Michelangelo, Pisa kulesi ve Venedik'teki gondollar ... İtalyanca konuşmaya bile başlarsınız. Herşey size çok heyecanlı gelir.
Büyük bi sevinç, heyecan ve sabırsızlıkla beklediğiniz gün gelir.
Bavullarınızı hazırlar ve yola çıkarsınız.
Saatler sonra uçağınız iner. Hostesiniz size " Hollanda'ya hoş geldiniz" der.
"Hollanda" diye yarı hıçkırıklı bi ses çıkar ağzınızdan.
"Ne demek istiyorsun? Ben İtalya'ya gideceğimi söylemiştim!"
"Ben İtalya'da ineceğim."
"Hayatım boyunca ben İtalya'ya seyahati düşledim!"
Fakat bi uçuş hatası yüzünden uçak Holanda'ya inmiştir ve burada kalmak zorundasınızdır.
Burada unutulmaması gereken şey, geldiniz yerin korkunç ya da açlık ve hastalığın olduğu bir yer değil, sadece ve sadece değişik bir yer olduğudur.
Şimdi tekrar alışverişe çıkıp yeni kitaplar alıp, yeni bir dil öğrenmeli ve daha önce hiç karşılaşmadığınız insanlarla karşılaşmalısınız.
Dediğim gibi, sadece değişik bir yer. İtalya'dan daha ağır giden bir yaşam temposu var ve daha az şaşalı. Ama bir süre sonra kendinize gelip etrafınıza baktığınız zaman Hollanda'nın yel değirmenlerini, lalelerini, hatta Rembrant'ı bile farkedersiniz.
Ancak tanıdığınız herkes kendi İtalya seyahatleri ile öyle meşgullerdir ki hep italya'ya olan şahane seyahatlerinden söz ederler.
Belki de arada sırada kendinize şöyle dersiniz:
"Ben de oraya gidecektim. Ben de İtalya'ya seyahati planlamıştım."
Şu var ki İtalya'ya gidememiş olmak üzerinde bütün hayatınızı harcarsanız, Hollanda'nın çok özel ve harika özelliklerini değerlendirip, keyfine varamazsınız."
Emiliy Pearl Kingsley

Pek alıntı yapmıyorum aslında sayfalarımda.Bu hikaye özel geldi. Derste Hocamız okumuştu, özel eğitim dersinde. Sonra ben aldığım bi kitapda alıntı babından yazılı olduğunu gördüm. Siz de şey edersiniz die yazdımdı işte... okuyun bre:)