2005/10/24

Hocaam, hocaaaam.

Hocam bilmezsiniz çalışmak ne zor bişiy uzakken her şeye. Bilemezsiniz ki bi öğrenci bi şeye nasıl uzak kalır. Ya da hangi öğrenci hangi şeye ne şekilde bi uzaklıktadır. Bilemezsiniz hocam bi defterin nasıl seraba bi bakışla, nasıl fersahlık dil çıkarıp nanik yapma vaziyetlerinde olabileceğini yan masa üstlerinden. Bilemezsiniz sıcak bi yatağa tercih edilemeyen, edilemeiyecek hiç ciddi bulunmayan bi ders çalışma zorunluluğunun vicdani rahatsızlığını. Sonra siz eşit mesafedeki pc ve kitap ikileminin nasıl çözümlenebileceğini de bilemeyebilirsiniz. Siz öğrencilikten soyunduktan beri öğrencilere dair (notlar, sınıf noları vb hariç:) ) hiç bişiy bilmemeye mahkum edildinizz:P elbette bilirsiniz ya resim tekniklerini, bi çocuk nasıl öle pat die büyür, bi msj nasıl zekr ediliveriri körpe dimağına, nasıl cıldırtılır bi çocuk:P nasıl sukunete davet edilir, nasıl renklendirilir kısa okul soluklanmaları, nasıl okunur bi çocuğun oyunsal msjları.. bilirsiniz el-hak. Nasıl yorulur bi çocuk, nasıl büyür minicik içinde, nasıl acır bi anda, nasıl kanar kocaman, nasıl ağlar, nasıl güler, büyümek nasıl bıktırıcı, nasıl eza olabilir, bunları da bilirmisiniz. Nasıl donar yok denilen ayazda. Ben bilmiyorum. İçimdeki adına yaşadığım pek çok şey bile zaman zaman yeni bişey gibi, misafirsel bi tazelikle görünebiliyor bana. Hocam anlamıyorum bazen içimdekini. Bazen çok abuk, çok gereksiz, çok yaşlı, hastalıklı, bazen çekilmiyecek kadar şımarık... olabiliyor.
yarın bi sınavım var hocam oyalamıyın beni:)
(devam ediceekk. az sonra diil:P )
Vaz geçtim ya, böle nie neden die birine yüklenmek bana hiç yakışmıyo:P Kaldı ki Hocamla aramda hiç bi sorun mevzu bahis diil:) Aksine "biliyorum biliyorum o da beni seviyoooo. Çoook çalışmam lazım çoook" lakırdıları yapıyorum. yani ki bu yazııı devam etmiycek, güncelliğini yitirmesi ve popüler bulunmaması sebebiynen:P İlgilenenlerin ilgisiz kalmaları tavsiye edilip, Allahtan cümlesi için sabır niyaz edilir:P

2005/10/12

Vakıay-ı Hayriyye Ve Dahi Abur-cubur

Bi keman ağlıyomuş. Bi vcd varmış cd yi açamıyomuş.Hoca demiş nie müziği ayarlamadınız filan. Sonra öğretmen bi ödev vermiş. Öğrenciler fazla mı büyükmüş, fazla mı küçükmüş bi ödev sorumluluğu için ya da... Küçükmüş sahne arkası.pano devriliyor gibi oluyormuş. Sahne fena diilmiş, ama yönetilmek istemiyomuş küçük sorumluluk sahibi büyükler. Ferdiyetçi ötüyolarmış isyan dalında. Müzik bile bulamıyolarmış bi masalı anlatan. Büyükler masaldan ne anlarmış ki. Masal için masumiyet lazımmış. İçten hesaplılık kaldırmazmış masallar. Böyle tipler bi masalın kötü kalpliler mahzeninde kötü sona mahkum olurlarmış. Üç elmadan bi tanesi bile düşmezmiş paylarına, kerevete de çıkamazlarmış. Yol uzunmuş. Okul uzak. Belediyeler hiç saate riayet etmiyolarmış geçit töreninde trafik akışının. Yağmur yağıyosa, bi de insanlar aynı zamanda dışarı çıkmayı düşünmüşlerse, kesinlikle görmezden geliyomuş otobüs şöförleri durakta bekleyen acelecileri. Aceleler bi şöförün canının isteğine takılıp düşüyomuş. Sınıftan içeri girerken hoca sesini ayarlayamayabiliyormuş. Öğrenci küçülsemi, Hocaya sırıtsamı, kimse yok gibi mi davransa bilemiyomuş. Bi günmüş, upuzunmuş ve karmaşıkmış. Yazınca daha da karışıyomuş her şey. Kelimelerin insafına bırakmamalıymış maziye düşen olayları. Öğrenciler demiş ki kimse kimseyi takmıyor hocam. Herkesin işi varmış. İş sahipleri toplanamamış koca bi hafta boyu. Toplananlar işsizler sınıfına kaydolmuş (muu). Oruç insanın kafasına vurabildiği gibi, eğer yüreğine inmemişse, parmaklarına da vurabiliyormuş. Yani yüreğe inmiyorsa oruç, tutan kişi ondan adam akıllı dayak yiyebiliyormuş. Sonra bi masalın masumiyyetinden anlayanların, bi masalın nasıl ses çıkardığını duaynların başına kocaman kocaman 100 puanlar düşmüş. O masalın müziği one by one imiş. bu yazının müziği ise last of the mohicans-promen mişş

2005/10/05

Yaratıcı Çocuk Etkinlikleri, Ya da Kendini Ruhunun Kollarına Bırak;)

:) Bu bizim bi dersimiz. Az sonra girecez o derse. Demiştim di mi, büyüklerin çocuklardan tek farkı belki de, sınırlarına hapsolmaları. Kaygılar eklendikçe insan büyümüş oluyor. Ayıp olur lar, ne derler fısıltıları, rezil olurum kaygıları, vs vs. Oysa hepsi güzel tadlar bunların. Yüzümün kızardığı anlarda mahcubiyyetsel bi tebessüm geliyoya hani aynı mekana, kendimi saçları keçi kulak tombul, haylaz bi çocuk sanıyorum. Yaşamak lazım. Bunları artık yaşayamam diye tavan arasına attıklarımız, asli zenginliklerimiz. Giderek öldürüyoruz hayatımızdan çıkardığımız duygularla kendimizi. Kaygıların zalim elleri yani, hayatımızı heyecanlı, güzel, keyifli kılacak şeylerin boğazındaki eller. Uff çekil bre, defol burdan:) İçimden geldiği gibi diyorum işte oh olsun. İçimdekine küsmüyorum. İçimdekine bayılıyorum;) İçimdekine sırtımı dönmüyorum. Kaldırım taşlarının ritmine kaptırıyorum ayaklarımı, kocaman pabuçlarım çizgileri aşsa da... :P Şimdi gideceğim. Az sonra ders başlıycak. Tüm smokinlere ölüüüm diycem:P Bilimum gravatları çekicem topaç yapıp sahiplerini. fırıl fırıl dünya ne güsel:P Abarttım di mi:) Tamam tamam bi dahaa yapmiycam, hemen nie kapatıyosun ki sayfayı. Yaratıcı çocuk etkinlikleri derken azıcık ileri gittim sanırım:P O zmn kendini ruhunun kolllarına bırak;)Gidiyorum. elele tutuştuk. Önce ruhum kaygıların sağına baktı, ben gamsız gamsız soldaki korkuları seyrettim.Kocaman, gürültülü ve zehirli gaz fışkırtan, komik canavarları:P sağa koşturdular bakışlarımı. İlerledik. Ruhum ellerimdeyken, ellerindeyken ellerim, zaten hep güvendeydik. Gidiyoruz işte, yollar bizim. Ve güvenlik dediğim şey sadece içimde.