2009/05/29

I
Bi adam vardı, alnı ova , gözleri vadi de pınar, burnu karlı bi dağ gibi görkemli. Yamacından çıkmayı gözün alırsa, vadide ışıldayan güzelliği görebilirdin a, yamacına çıkmaya göz lazım. Hasılı yamacına çıkmaya gözü olmayanlar yüzünden vadide ışıldayan pınar şahit bulamadı güzelliğine. Sonra işte öyle oldu. Gerisini yazmayınca bi yazıcı, kahramana ne olursa o oldu. Kala kaldı yani bi yazının başında. Sonuna gitmekten daha iyiydi bence a, adam başında dururken bi yazının heveskar, ateşli, hatta giderek cüretkar. Azıcık uzasa sonrasızlık, çıkıp paragraf başına önünü kesecek kalemin! Yazıcı yıllanmış, kül yutar mı? Ancak burnuna tırmanınca görülebilecek gözleri olan bu adamı zaten gözü hiç tutmamıştı ya, bıraktı. Yuvarlandı yazının sonuna doğru, yuvarlandı... Aa, zaten saat çook geçti. Ya da çok erken. Yazmak saat kaç gibi yapılan bi eylemdi? Saat kaç olunca uygundu bi yazı yayınlanmak için? Sonra saat kaçtı? Kaçtı? Kaçtı!

2009/05/26

Türkçe cümleler içinde anlatılmak istenenin yabancı bi dille ( illaki ingilizce) anlatılmasından rahatsız oluyoruuuum. Şöyle bi bakıyorum bloglara, kompleks geliyo bea. (bu ara komplekse mi taktım:P)Ne gerek var ki. Finger food yazacağına atıştırmalık de, ne bilim. Sanki bunu ninelerimiz yapmıyolarmış, orjinal ingiliz mahsülüymüş gibi. Kaldı ki öle sıradan bi fikir ki. Bu bi örnek. Azami türkçe seviyorum ben kardeşim. Düzgün kullana biliyor muyum? Cıks. Ama kullanabilidiğim kadarı türkçe olsun istiyorum. Adam finger food yazınca, ana bu da neki diyorum. Fiyakalı, çok enteresan bi vakıa(!). Bi dağdan indim havası çöküyor üzerime. Oysa dağdan ineli 3 yıl oldu:P Nerden aklıma geldi? Wordles sundaydan:P O ne die bakmıycam. Anlaşılması istenmeyen bişi sanırım.:P
Şimdi şu inatcı tavrım gözüme bulaştı da, acaba dedim bi an, kompleksli olan ben miyim:P Dını dını dıııın! Ve hatun aynadaki gıcık şeyin kendisi olduğunu farkeder... otuzundan sonra:P

"Bıdık zatürre değil ama biraz doluluk var" olmuş. Antibiyotik kullanıyor. Hırıldıyor nefesi... Nefesim tıkanıyor o hasta oldukça.

Nefesim tıkanıyor derken bu sabah ilk migren krizimi geçirmişim. Sonuna doğru "o şeyin" ne olduğunu öğrendim. Çok berbat bişiydi. Önceden de kısmen yaşıyomuşum , ihtiyarlık, geç anımsadım. İlaç için bıdığı kuzuluktan koçluğa terfi ettirmek lazımmış. Ama bu meselenin tedavisi de yokmuş. E o zaman nie böyle bişi yapıyım ki. Hem söz konusu terfi olayını şimdi yapmak bana migren krizlerinin üstüne bi de sinir krizi geçirtir:P Kuzu hem diş çıkarıyor, hem hasta, hem çoook duygusal ve hem de yakın bi tarihte sünnet düşünüyoruz.
O mu ben mi?
Tabii ki o:P

2009/05/22

I-Çok öfkelenince bazen, anlatmakta aciz kalınca hakikati, aklıma hakikatin "dank" edeceği zamanda söz konusu anlayışsız zatı görebilmek gelir. Bu onun sonunu dilemek değil. Biraz acımayla birlikte, beni aciz bırakan kör halinden intikam. Nasıl görmez derim. Tıpkı benim nimet içindeykenki gafletlerime benzer oysa onun körlükleri. Yine de içim bağırır öfkeyle, nasıl görmez. Görmemiş işte, koca bi hayat boyu. Onun için rahmet dileyesim olmadı. Öfke bileyecek bi tanışıklığım olmamakla birlikte, adının geçtiği hin projelerle mide bulandırıcı bi hatırası vardı zihnimde. Sadece şimdi anlamıştır dedim hakikati a, ne acı. Çok geç.

II-Sonra bahar. Burun kaşındıran toz pembeli bi mevsim. Pembesinin tozları galiba allerji yapan:P Zevzek. Bizim taş sokakları bile nasıl yemyeşil yaptı he, helal olsun. Kaldırım kenarlarından fışkıran çiçekimsi şeyler bile var. Sonra, maydonozlarım çıktı. Sonra, sarı bi çiçeğim oldu. Sonra, bahar biterken baharla ilgili bişiyler yazmak ne kadar da lazımsı bişiy.

III- Tutup ensesinden bi işe koyuyorum onu. Hadi yap. Çökkün omuzlarımı daha da aşağılara çekip bi mızıltı bi mızıltı, sanki küreğe mahkum. Bi insanın ruhu bu kadar mı tembel olur.

IV- Bıdığın boğaz akıntıları burun akıntılarıyla birleşip bi şelale oluşturdu. Bi de ishal. Her zaman her yerden bişi çıkıyo yani. Tüm bu dış makyaja rağmen ne şeker bişiy:P

2009/05/17

4.ü olmuş. İçimde bi kıpırtı, yüzümde bi sevinç emmaresi var mı? Cıks. Bana hiç beni temsil ediyomuş hissi vermemişti zaten. Bu hissi veren biri varmıydı, olurmuydu, o ayrıca gıdıklanmalı gerçi. Şimdi işin duygusal, inançsal, ruhsal, vs. vs. yönlerini bi yana bırakalım (ki bırakamayız, onlar arada bi giyip çıkarabileceğimiz ekstra parçalarımız diiil, aslii parçalarımız!) san'atsal olarak da hiç bişi göremedim. Sadece sahnede nooolur benide bi yerlere koyuverin kaygısıyla yırtınan bi avuç insan. Yarışmadan çok kısa iki- üç parçayı izledim, ve önceki kaaatlerimle birleştirip şöyle diyorum. Çok kompleksli bi şovumuz var. Genel tavrımız bu. Şimdi nie biz diyorum ki ben. Onlar beni temsil etmiyo demiştim. Acaba seneye beni temsil edecek bi şarkıcı mı ayarlasak. Yine çoğula düştü cümle. Hani bi kaç kişi toplaşsak, hayır efendim, o , türkiyeyi temsil ediyo dediğiniz kişi ya da grup bizim dışımızdaki guruhu temsil ediyo "sadece". E, yani, böle bi konuda insan cakasını bozar mı kuzum. Sen aylardır sus sus, gel en luzumsuz meselede sohbet kaliteni kus:P Susmak ne kadar kaliteliydi oysa. Çok çok gizemli. Mütiş karizmatik. Hayal edebileceğiniz en kalite insan benim tabelasıynan birlikte arz-ı endan eder bakışlarda-zihinlerde, falan filan. Ama eder ve geçer. Sonra dier tabiat manzaraları. Sukut eden dier yeşil nebadatla birlikte kameraya el salla. He he. Aklıma ne geldi. Bizim küçük yeğen sokakta, parkta dolaşırken, sağda solda ekili, dikili yeşile çok saldırırdı. Yemek için diil tabii ki, koparmak için. Ben de ona rüzgarda kımıldaşan yaprakları gösterip, bak el sallıyolar teyzecim, sen de el salla, muhabbetiyle katliamı önlerdim. Zekiyim di mi bazen. Hem zeki, hem kaliteli. Bu yazı mı? Amaan canıım, "herkes" hata yapar, bu da onların:P

2009/05/13

Sonra dedim ki iki lafı bi araya getiremeyen kendime, yuh!
O da dedi ki umrumda değil.
Ben de dedim ki, kızım bişiler yap, yaz-cız, bi ilgin filan olsun.
O da dedi ki yapıyorum zaten, bi insan ne kadar çokluk ve sıklıkta uyuyabilirin masterini.
Ben de dedim ki ne halin varsa gör.
Biraz bela okur gibi oldu ya, kendimi omuz silkerken gördüm göz ucuyla. Bela okusam yeriydi:P