2009/05/29

I
Bi adam vardı, alnı ova , gözleri vadi de pınar, burnu karlı bi dağ gibi görkemli. Yamacından çıkmayı gözün alırsa, vadide ışıldayan güzelliği görebilirdin a, yamacına çıkmaya göz lazım. Hasılı yamacına çıkmaya gözü olmayanlar yüzünden vadide ışıldayan pınar şahit bulamadı güzelliğine. Sonra işte öyle oldu. Gerisini yazmayınca bi yazıcı, kahramana ne olursa o oldu. Kala kaldı yani bi yazının başında. Sonuna gitmekten daha iyiydi bence a, adam başında dururken bi yazının heveskar, ateşli, hatta giderek cüretkar. Azıcık uzasa sonrasızlık, çıkıp paragraf başına önünü kesecek kalemin! Yazıcı yıllanmış, kül yutar mı? Ancak burnuna tırmanınca görülebilecek gözleri olan bu adamı zaten gözü hiç tutmamıştı ya, bıraktı. Yuvarlandı yazının sonuna doğru, yuvarlandı... Aa, zaten saat çook geçti. Ya da çok erken. Yazmak saat kaç gibi yapılan bi eylemdi? Saat kaç olunca uygundu bi yazı yayınlanmak için? Sonra saat kaçtı? Kaçtı? Kaçtı!

Hiç yorum yok: