2005/05/07

Masal Denemesi

Yolların uzun, günlerin kısa, yaprakların sarı, çimenlerin yorgun olduğu bi yere dair bi masal bu. Orda gökyüzü koyu lacivetti. Deniz de vardı orda. Orda kuşlar çoğu martı, azı serçe idi. Orda insanlar vardı. Bulutlar koyu bi kalabalıkla geçerdi güneşin önünden. Bazı dağlara bulaşır, asılı kalırlardı. Orda dere boyu uzanan söğütler, dere boyu yerleşik evler vardı. Dere boyu koşuşturan çocuklar... Dereboyu akan günler, suya bulaşmış hüzünler ve daha neler vardı. Sokaklarında sekerek koşan bi çocuğu izlemek isterdim. Ayaklarını küçük köprüden dereye sarkıtmış bi kızı ya da. Omuzundaki ağı denize savuran bi balıkçı da olabilir. Ama hiç bir şey bulamadım inan. İçim öyle kalabalıktı ki, tüm kasaba ben oluverdi. Bi masal boyu içim seslendi, içim yazıldı ve içim okundu . Denize battı huzursuzluğum, kaygılarım bulutlara karıştı. Kumsal boyu yosun koktu umutlarım. Paçaları ıslandı çoşkularımın dalgaların haylaz dokuşunlarından. Neden yazarak boşaltamıyorum onu benden? Bi masala bulaşmışken, neden orada bırakamıyorum? Bi masala hapsedip içimi kaçamıyorum, neden? Buraya bi masal yazmak istemiştim. Üstelik uygun bi fon da buldum:) Moonshadow-Cat Stevens.Ama olmadı. Ben içimi bi uyutup geleyim;) İçimi bi yerlerde unutup geliyim:)

2 yorum:

Hayâl dedi ki...

Aslında hepimiz bir masal yazıyoruz...HEM DE YAŞAYARAK...Bu yüzden içini uyutman da bir yerlerde unutman da mümkün değil...

denizz dedi ki...

masallar -ne kadar uzun olurlarsa olsunlar- tükeniyorlar...

hayaller... arzular... ve dolayisiyla kacis- arayislari artiyor...